Aspirin Eldesi
İlaç
endüstrisinde önemli bir yeri olan aspirin nasıl elde edilir?
Salisilik asit, fenolik OH ve karboksilik grupları içeren bir bileşiktir. Eğer
bu fenolik OH grubları asetillenirse ilaç endüstrisinde önemli bir yeri olan
aspirin (Asetil Salisilik Asit) elde edilir.
Madde ve malzemeler: Salisilik asit, Derişik H2SO4,
Asetik asit, Su, Erlenmayer, Termometre
Deneyin yapılışı:
Kuru salisilik asit (1.3g) ve asetik anhidrit (2 ml) kuru bir erlenmayerde
karıştırılır.
Üzerine 2 damla derişik H2SO4 eklenir. Su banyosu
üzerinde, 50-60 oC'de 15 dakika ısıtılır.
Ara sıra karıştırılarak soğumaya bırakılır. 15 ml su eklenerek karıştırılır ve
süzülür. Elde edilen ham aspirin, asetik asit/su (1:1) karışımından
kristallendirilir.
Sonuç:
Pratik Verim 1.7 g,
Erime Noktası: 128-135 oC
ASPİRİNİN FAYDALARI VE ZARARLARI
Analjezik, antipiretik ve antiromatizmal etkisi için kullanılan ilaç.
Aspirin 1853 yılında Fransız kimyacısı Gerhardt tarafından asetilklorürün
sodyumsalisilat üzerine etkimesiyle elde edildi. 1899'da Elberfeld'de, Bayer
laboratuvarlarında kimyager Felx Hoffmann tarafından saf ve bozulmaz aspirin
yapıldı. Freser ve Wohlgemuth aspirinin tedavi edici ve farmakodinamik
özelliklerini incelediler.
Aspirin, organizma üzerinde kendine mahsus ve serbest hale getirdiği sodyum
salisilattan daha üstün bir ateş düşürücü ve ağrı dindirici etkisi vardır.
Bulunuşundan bu yana (1853) çok zaman geçmesine rağmen grip ve ağrılara karşı
kullanılan en iyi ilaçlar arasında yer alır.
Normalin üstüne çıkan vücut sıcaklığı -ateş-, daha çok bir enfeksiyonla
birlikte, kanser, koroner atardamar tıkanması ve bazı kan hastalıklarında
görülür.
Sıcaklık, normal koşullarda, başın ve vücudun iç bölgelerinde günde 0,5 oC
- 1 oC'den fazla farklılık göstermez ve ağızda en çok 37,22 oC'yi,
düz bağırsakta ise 37,55 oC'yi aşmaz. Sabahın erken saatlerinde de
düşük, akşamüstü en yüksek değerlerine vararak düzenli bir günlük değişim
gösterir. Ateşli hastalarda 41,11 oC'ye kadar çıkabilen vücut
sıcaklığı, 2,5 oC-5 oC'lik günlük sapmalarla akşam
saatlerine doğru en yüksek değerini bulur. Pek sık olmamakla birlikte, 44,50 oC-45
oC'ye kadar varan geçici ateş yükselmeleri görülebilir.

Ateşli durumlarda, artan buharlaşmayla su kaybı sonucunda, kan ve
idrar hacimlerinde azalma görülür. Vücut proteinlerinin hızlı yıkımı, azotlu
ürünlerin idrarla atılmasını artırır. Vücut sıcaklığının hızla yükseldiği
dönemde, hasta üşür, hatta titrer; sıcaklık hızla düştüğünde ise sıcaklıktan
yakınır, derisi kızarır ve nemlenir. Aspirin gibi ateş düşürücü ilaçların,
beyindeki sıcaklık düzenleme merkezlerini etkileyerek ateşi düşürdüğü
sanılmaktadır; sağlıklı kişilerde bu tür ilaçlar vücut sıcaklığında herhangi
bir değişikliğe yol açmaz.
Beyin tarafından denetlenen kas gerginliği, deride kızarma ve terleme gibi
olgular, değişik yollardan vücutta ısı üretimi ve kaybına yol açar.
Ateş yükselmesinin de, beynin bu denetleme mekanizmalarındaki bir aksaklıktan
ileri geldiği sanılmaktadır.
Genel olarak, ateşli hastalarda, doku yıkımı sonucunda hücrelerin
parçalanmasıyla açığa çıkan ve pirojen (ateş yapıcı) olarak adlandırılan bazı
maddelerin kan dolaşımıyla beyne ulaşarak, sıcaklığı düzenleme merkezlerinin
işlevini aksattığı kabul edilir. Akyuvarlarda bu tür etki gösteren bir maddenin
varlığı saptanmıştır.
Aspirin, asetilsalisilik asit olarak da bilinir. Kas, eklem ve baş ağrılarına
karşı kullanılan hafif ağrı kesicidir. Romatoit artritte görülen eklem şişlik
ve ağrıların giderilmesinde çok etkili olduğundan, özellikle bu hastalığın
tedavisinde en çok aspirinden yararlanılır.
Ayrıca romatizmal ateşten yakınan hastalara yüksek dazda aspirin verildiğinde,
ateş hızla düştüğü gibi, hastalığın akut dönemlerinin belirtileri olan eklem
şişlikleri ve ağrılar da oradan kalkar. Hafif enfeksiyonlarda kullanılan
aspirin, enfeksiyonla birlikte ortaya çıkan ateş ve ağrıyı yok eder, ama
hastalığın süresini kısaltmaz. Koroner kalp hastalığı tedavi ve korunmasında
trombositlerin pıhtı oluşturma eğilimini azaltarak kanın pıhtılaşmasını ve
korner damarların tıkanmasını önleyici etkisi son yıllarda önem kazanmıştır.
Ağrı
kesici olarak çok kullanılan öbür salisilatlar, sodyum salisilat ile
salisilamittir.
Aspirin gibi ateşli romatizmanın tedavisinde kullanılan sodyum salisilat
sindirim kanalını aspirinden daha çok tahriş eder. Bu üç bileşik arasında
tahriş edici etkisi en az olan salisilamittir, ama ağrı kesici ve iltihap
giderici etkisi öbürlerinden daha zayıftır.
Zayıf toksisitesi, geniş etkinliği ve antiemflamatuvar etkisi sayesinde
aspirin, ateşe ve özellikle romatizmal kaynaklı ağrılara karşı değerli bir ilaç
haline geldi. Ne var ki aspirin, asitliği yüzünden mide mukozasını önemli
ölçüde tahriş eder ve uzun süre kullanılırsa tehlikeli olur. Mide ülserine
neden olabilir.
Mide ülseri mide mukozasında madde kaybıyla belirgin çok yaygın bir
hastalıktır. En çok orta yaşlı erkeklerde görülür. Nedenleri tam olarak
aydınlatılmamıştır. Bazı ilaçların -özellikle intihap önleyici-,
alışkanlıkların -alkolizm, tütün bağımlılığı-, ruhsal etmenlerin etkisi
bilinmektedir.
Ülser bir ila birkaç hafta boyunca, yemeklerden iki ila üç saat sonra ortaya
çıkan, kramp ya da burulma biçiminde bir ağrıyla belirti verir. Sonra ağrı
diner ve çoğunlukla birkaç ay duyulmaz; bir süre sonra, krizler arasındaki
ağrılar -gündüz boyunca- tamamen ortadan kaybolacak şekilde yeniden ortaya
çıkar.
Midenin röntgenle incelenmesi, ülser odağını ortaya çıkarır. Kanserleşme riski
nedeniyle muhakkak gastroskopi yapılmalıdır.
Korkulan diğer ihtilaflar kanama ve delinmedir. İlaçla tedavi özellikle sağlık
ve perhiz koşullarına uymayı -tütün, alkol, kahve alışkanlıklarının bırakılması,
duygusal şoklardan uzak durulması, vb.- mide pansumanlarını -alüminyum
tuzları-, antiasitleri ve simetidini kapsar; ülser ilaçlar -iltihap
önleyiciler- yasaklanır. Cerrahi girişime, ilaçla tedaviye dirençli ülserlerde
ve iltihaplar ortaya çıktığında başvurulur.
Bu nedenle, dayanabilir şekilde alınmasını sağlamak üzere 0,50 g dozlu
tabletleri de yapılmıştır. Tabletlerin kaplanması, onların mideden bozulmadan
geçmesini ve bağırsakta çözülmesini sağlar. Bir başka yöntem, çok küçük
taneciklerin yavaş, yavaş serbest hale geçirilmesiyle uzun süreli etki
yaratılmasıdır. Aspirini askorbik asitle birleştirme, onun zararlı yanını
törpüler.
Sodyum bikarbonat eklemelerle köpürterek çözülen aspirinler yapılır. İğneyle
verilen aspirinlere gelince, örneğin lizin ile birleştirilip şırınga edilirse
etkisinin hızı ve şiddeti artar. Aspirin kullanılması antikoagülanların
etkisini artırır, bu nedenle birlikte kullanılmaları tehlikelidir. Bazı
durumlarda antikoagülan yerine düşük dozda aspirin verilmesi bile önerilebilir.
Aspirin, kinin tuzları, amidopirin, alkali tuzlar gibi birtakım ilaçlarla
bağdaşmaz.