GİRİŞ: Araştırma konusu olarak bu konuyu seçmemdeki amaç insanların saglıgını
yetirence düşünmemesi ve saglıga zararlı olan maddeleri bagımlılık halline
getirmeleri ve bunu psikolojik olarak devem ettirmeleridir.
1. ALKOLİZM NEDİR?
Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. Ancak,
yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak geliştirilen alkol
bağımlılığı da yoğunlukla görülmektedir. Bunların yanı sıra psikolojik ve
sosyal baskılar hastalığı etkinleştirici sebeplerdir. İleri dönemlerde
hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir
sistemine ve karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bu üç bölgedeki tahribat
ölümcül sonuçlar doğurur.
Alkolizmin Tanımı ve Sebepleri
Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü
içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra
sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler doğurur. Alkolizm hastalığının en
önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda
da davranış değişikliği göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hakim olamayacak
kadar bağımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz
yaşayamayacak hale gelmiştir.
Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit anlamda
ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan hastalıktır.
Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe artan dozlarda alkol
alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli değildir, çünkü alkolizm diğer
bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon bağımlıları, gittikçe artan dozlarda
ve sonunda öldürücü miktarda madde ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin
ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek seferde öldürücü olmamaktadır.
Alkolizmi tanımlamak için en belirgin sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern
tıp; alkolizmi sebebi bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol
bağımlılığıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem
psikolojik hem de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da
psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu anlamda,
alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik veya fiziksel bir
başka hastalığın belirtisidir. Hastalığın özeliği alkol bağımlılığıdır ve her
alkol kullanımından sonra kişi kontrolünü kaybeder. Alkolizm hastası, fiziksel
ya da psikolojik sıkıntısını gidermek için alkol tüketir ve sonunda alkollü
içecek tüketimi hastanın fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik hayatını
engelleyecek boyutlara ulaşır. Bu noktada, hiç şüphesiz, hastalığın en önemli
ipucu kişinin alkol yüzünden hayatının engellenmesidir.
Alkol aldıktan sonra hastanın kontrolünü kaybetmesi, içmeye başladıktan sonra
bırakamaması, alkoliğin içmeyi engelleyemediğini göstermektedir. Bir alkolik
içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çoğunluğu içtiği zaman
kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi istisnalar vardır.
Bazen bir alkolik, içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bağımlı
olmadığını ispatlamaya çalışır. Bazen daha kontrollü içebilir.
Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla yada çevresiyle ilgili
zor durumlardan kurtulmak için edindiği alkol içme bağımlılığıdır. Bu tanım,
alkolizmin bir başka psikolojik ya da fiziksel bozukluğun dışa vurumu
olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kişi alkol almayı öğrenip bu
bağımlılığı edindikten sonra, alkolizm esas hastalık haline gelip, alta yatan
esas hastalığı yok etmekte ya da üstünü örtmektedir.
Görüldüğü üzere, alkolizmin oldukça çok tanımı, türü ve sebebi bulunmaktadır.
Hekimler hastanın, hangi gruba dahil bir alkolik olduğunu, onun alkol alma
sıklığını ve miktarını, davranış biçimini, alkolizminin ortaya çıkışını,
gelişimini yaptıkları testlerle, uyguladıkları anketlerle tespit etmekte ve
buna uygun bir tedavi şekli uygulamaktadırlar.
2.ALKOLİZMİN
SONUÇLARI
2.1 Sosyal Sonuçlar
Alkolizm ilerleyen bir hastalıktır. İlk başta alkoliğin çevresindeki kişiler
onun içmesinden çok fazla etkilenmezler. Ancak, kişi giderek artan miktarlarda
ve sıklıkta alkol kullanmaya devam edeceği ve çoğunlukla kontrol kaybı
yaşayacağı için tüm ilişkileri ve sosyal hayatı kötü bir şekilde
etkilenecektir.
Hastalığın ileri dönemlerinde sızıncaya kadar içen ya da sabah kalkar kalmaz
içmeye başlayan kişi, işine gidemeyecek ve sonunda işini kaybedecektir.
Alkol hayatının en önemli amacı haline geleceği için eskiden yaptığı hiçbir
şeyi yapmayarak kişi sadece içki içecek ve tüm sorumluluklarını bir kenara
itecek ve yakınlarından gelen yardım tekliflerini de geri çevirecektir. Buna
bağlı olarak, ailesiyle ve yakın çevresiyle ilişkileri bozulacaktır. Ne yazık
ki, alkoliklerin evlilikleri genellikle boşanmayla sonuçlanır.
Kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev,
iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
Gene, kontrol kaybına bağlı olarak, alkolikler suç işleme eğilimi gösterirler
ve karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle
karşılaşabilirler.
2.1.1 Tıbbi Sonuçlar
• Karaciğerin harap olması,
• Kardiyomiyopati (kalp büyümesi),
• Anemi (kansızlık),
• Yüksek tansiyon,
• Trombositopeni (pıhtılaşma sağlayan hücrelerde azalma),
• Miyopati (kas yıkımı),
• Kanser,
• Teratojenite (anne karnındaki bebekte anormallikler),
• Pankreatit (pankreas iltihabı),
• Pnömoni (zatürree),
• Merkezi sinir sistemi bozuklukları (retrobulbar nörit, Wernike-Korskof
Sendromu ve bunaması, serebeller atrofi)
2.1.2 En Sık Eşlik Eden Psikiyatrik Bozukluklar
• Majör Depresyon: Alkol bağımlılarının %30-50'sinde görülür
• Anksiyete bozuklukları: Alkol bağımlılarının %30'unda görülür. Erkeklerde
sosyal fobi, kadınlarda agorafobi sıklıkla ortaya çıkar.
• İki uçlu duygu-durum bozukluğu (manik depresif bozukluk)
• Diğer madde bağımlılıkları: Başta sigara olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucu
maddeler.
• Kişilik Bozuklukları: Antisosyal ve sınırda kişilik bozuklukları.
3.
ALKOLÜN TARİHÇESİ
Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik
hayata geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira bundan 8 bin yıl önce
Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah etmesiyle yapılmıştır.
Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve
şarap içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan
alkol ederek alkolü, iyice hayatına sokmuştur insanoğlu. Alkol kimi zaman
kutsal sayılıp, dini törenlerde kullanılmış, kimi zaman eğlencenin ayrılmaz bir
olmuştur. Alkolün icat edilmesiyle birlikte, alkol alışkanlığı da ortaya
çıkmıştır.
Alkol alışkanlığının bir hastalık olarak kabul edilmesi eski çağlara
dayanmaktadır. Roma filozofu Seneca, alkolizmi bir akıl hastalığı olarak
tanımlamıştır.
Alkolizm terimi, ilk defa İsveçli hekim Magnus Huss tarafından, “Alcoholismus
Chronicus” (1849) isimli makalede kullanılmıştır. Bu makalenin ardından, kronik
alkolizm tıbbi bir terim haline gelmiş ve bir hastalık olarak kabul edilmeye
başlanmıştır. Günümüzde alkolizm tedavi edilmektedir.
Alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı problemlerin genellikle modern hayatın
getirdiği değişikliklere ve strese bağlı olduğu düşüncesi oldukça yaygındır.
Geleneksel toplumdan modern toplum yapısına geçişin, aile yapısının
zayıflayışının, şehir hayatinin sosyoekonomik baskısının bunda etkili olduğu
üstünde durulur.
4.ALKOLİZM
TEDAVİSİ
Alkolikleri tedaviye razı etmek zor bir iştir. Pek çok alkolik, hastalığını
inkar eder. Alkolikler tedavi için başvurduklarında genellikle "dibe
vurmuşlardır" yani sağlık, aile, meslek ve sosyal yaşamlarından büyük
kayıplar vermiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden önce
alkolikler, bu zevki terk etmeye pek yanaşmazlar, ya da buna karar verseler de
kolayca vazgeçerler. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü
durdurmaktır. Bu nedenle kişinin alkolik olduğu yani alkol karşısında zayıf,
hatta alkolün esiri olduğunu fark edip kabullenmesi düzelmenin başlangıç
noktasını oluşturur. Erken dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği fark etmeleri için
"motive edici görüşmeler" yapılır.
Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:
• Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar.
• Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı
tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.
• Ekip tedavisi gerekir
• Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.
• Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa
bile daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla
görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.
• Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.
Alkol tedavisi, fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak sınıflandırılabilir.
Çoğu zaman, fizyolojik tedavi, psikolojik tedaviye ek olarak yapılmaktadır.
Alkol tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yöntemdir.
4.1 Fizyolojik Tedavi
İlaç tedavileri
Alkolizm tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemlerden biri olan “disulfiram”,
Danimarkalı Eric Jacobsen tarafından, 1948 yılında bulunmuştur. Bu ilaç doktor
kontrolünde, birkaç gün kullanıldıktan sonra hastaya bir miktar alkol verilir.
Hastanın vücudundaki disulfiram, alkol alınmasıyla, mide bulantısına, kusmaya,
kan basıncının hızla düşmesine, kalp atışlarının hızlanmasına ve neredeyse
ölüyormuş hissinin uyanmasına sebep olur. Böylece, hastaya vücudunda disulfiram
varken alkol almasının ne kadar tehlikeli olduğu gösterilir. Hastanın ilaç
kullandığı dönem boyunca içki içmesi engellenmiş olur. Bu alkolsüz dönemi
terapistler rehabilitasyon dönemi olarak kullanırlar, hastayı alkolden
uzaklaştırmaya başlarlar. Bu teknik başka ilaçlarlar da uygulanabilir.
Alkol tedavisinde yoğunlukla kullanılan ilaçlar şunlardır:
• Disulfiram (Antabus)
• Antidipsojenikler: Naltraxone, Acomprasate
• Seratonerjik antidpresanlar
• Lityum
4.1.1 Nefret Ettirme
Amerikalı psikiyatr W.L. Voegtlin, hastaya en sevdiği alkollü içkiyi vermeden
önce kusturucu bir enjeksiyon yaparak, onu alkolden nefret ettirme yöntemi
geliştirdi. Bu enjeksiyonla, içki henüz sindirim sistemine ulaşmadan, mide
bulantısı ve kusma başlamaktadır. Bu uygulama, hastanın alkolün tadından,
kokusundan hatta görüntüsünden iğrenmesini sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinde
gene buna benzer yöntemler kullanılmaktadır.
4.1.2 Beslenme, hormonlar, ilaçlar
Bir teoriye göre, alkolizm genetik olarak bazı vitaminlere duyulan aşırı
ihtiyaçtan oluşmaktadır. Bu yüzden, bazı tedavi yöntemlerinde alkoliklere güçlü
vitaminler verilir.
Bir başka teori endokrin (hormon) sistemindeki bir bozukluğun alkolizme sebep
olduğunu söylemektedir. Bu durumda, alkolikler bu bozukluğu giderici ilaçlarla
tedavi edilirler.
4.1.3 Psikoterapi
Alkolizm psikoterapisi, pisikonevroz ve kişilik bozukluğu terapisinde
kullanılan tüm araçları, bireysel ve grup teknikleri de dahil olmak üzere
gerektirir. Tedavi, hastanın en azından bir süre için alkol almadan hayatını
sürdürebilmesini sağlayarak başlar.
Bu alkol almadan geçirdiği sürede, yoğun terapi dönemi başlar. Çoğunlukla, grup
terapisinin daha etkili olduğu gözlemlenmiştir. Grup terapisi, bilgilendirici
derslerden, tartışmalara, derin analizlerden, psikodramaya ve hipnoza kadar
geniş bir yelpazeye sahiptir.
Alkolizm Terapisinin Özellikleri
• Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.
• “Adsız Alkolikler” gibi yardım grupları tedaviye dahil olmalıdır.
• Davranışçı-kognitif tedaviler iyi sonuç verir.
• Egitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.
• Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi bu
türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.
• Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir "Aile
Hastalığı"dır.
4.1.4 Tedavinin Sonuçları
Alkolizm tedavisinin sonuçlarını önceden kestirmek pek mümkün değildir. Yeni
tedavi yöntemlerinin başarısı oldukça yüksektir. Tedavi sonrası, alkolü bırakıp
yeniden başlayan hastalar vardır. Bu yüzden, tedavi gören alkoliklerin %50'si
tamamen iyileşiyor denilebilir.
Alkol tedavisi uzun bir süreç gerektirir ve hastaya büyük görev düşer. Amerikan
araştırmaları, ileri yaştaki alkoliklerin daha çok oranda tedavi olduklarını
göstermektedir.
5.NEDEN
İÇKİ İÇİLİR?
Yapılan araştırmalar insanların en çok zevk almak için alkol tükettiğini
göstermektedir. İçkili eğlence yerlerinin çokluğu da bunun en önemli
göstergesidir. Eğlence yerleri dışında zevk ve eğlence için en çok yılbaşı,
düğün, doğum günleri gibi sosyal etkinliklerde insanlar aşırı miktarda alkol
tüketmektedirler. Sosyal içicilik denen bu tür alkol tüketimi bazı insanlar
için alkolizmin ilk basamağı olmaktadır.
Alkol tüketiminin bir diğer önemli sebebi ise duygu durumunu düzeltmektir.
İnsanlar genellikler kendilerini kötü hissetlerinde, zorlandıkları ya da
üzüldükleri dönemlerde alkole sığınarak bu kötü duygu durumundan kurtulmaya
çalışırlar. Sonuçta alkol hiçbir çözüm getirmediği gibi daha kalıcı ve daha
kötü durumlara yol açar.
Modern insanın en önemli sorunlarından biri olan stresle başa çıkmak için alkol
tüketimi de oldukça yüksek miktarlardadır. Günlük hayatın getirdiği yoğunluk,
karşılaşılan irili ufaklı problemler, yorgunluk, maddi sıkıntılar strese sebep
olmakta ve pek çok insan bundan kurtulmak için içki içmeyi tercih etmektedir.
Alkolizme yakalanan kişiler sonunda bastıramadıkları bir alkol içme arzusu
duymaya başlarlar. Bu arzu alkol tüketiminin bir diğer önemli sebebidir. 6. ALKOL VE TRAFİK KAZALARI
6.1 Alkollü Araç Kullanmak En Önemli Kaza Sebeplerinden Biridir
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nun verilerine göre gerçekleşen ölümlü trafik kazalarının
büyük bir bölümü alkollü araç kullanmaktan ötürü gerçekleşir.
Adli Tıp açısından önemli olan alkol türü etil alkoldür. Ağız yolundan alınan
alkolün %20’si mideden, % 80’i ince barsaklardan doğrudan emilir. Ağız, yemek
borusu ve kalın barsaklardan da emilebileceği bilinse de bu değerler ihmal
edilebilir düzeydedir. Etil alkol tüm sıvılarına geçebilir. Kan alkol değeri,
alkol alımı bittikten 1 saat sonra en yüksek düzeye ulaşır sonra tedricen
azalır. Alınan alkol karaciğerde alkol dehidrogenaz ve asetaldehid dehidrogenaz
ile yıkılır. Alınan alkolün %5-8’i solunum ve idrar yolu ile değişime
uğramadan, az bir kısmı ise ter ve gaita ile atılır (8).
Alkol merkezi sinir sistemi üzerine tıpkı genel anestezi yapan maddeler gibi
etki eder. Ancak vücut sıvılarına kolaylıkla dağıldığından içilen miktarları
ile beyinde narkoz için gerekli düzeye genellikle ulaşmaz. Bununla birlikte az
miktarda alkol alımı bile bir işin yapılması için gerekli beceri, dikkat ve
özende azalmaya neden olur. Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken alkol
miktarı kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir. Alkol alanlarda öncelikle
psişik inhibisyonlar ortadan kalkar. Daha sonra muhakeme ve karar verme
yeteneği kaybolur. Dikkat ve refleks aktivite hızı azalır. Psikomotor
koordinasyon azalır. Hafıza kusurları oluşur. Kanda alkol düzeyi arttıkça
disoryantasyon, stupor, koma ve ölüm gelişir.
amatör sürücüler için belirlenen yasal üst sınır olan 0.5 promil’i aşmamak için
70 kg ağırlığındaki bir kişinin bir defada alabileceği alkol miktarı 20 gr (25
ml)’dir. Buna göre, içki türlerine göre içilebilecek azami miktarlar;
• 800 ml light bira
• 500 ml normal bira
• 300 ml ekstra bira
• 200 ml şarap veya köpüklü şarap
• 150 ml likör şarabı
• 55 ml Yeni rakı, Tekirdağ rakısı
• 50 ml cin veya %50 alkol içeren viski
• 60 ml %40 alkol içeren viski, votka
Yapılan araştırmalarda kan alkol düzeyinin 1 saatte %12-20 mg azaldığını ortaya
koymuştur. Adli vakalarda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca bu bilgiler göz
önüne alınarak kan alkol düzeyinin 1 saatte ortalama %15 mg azaldığı kabul
edilmektedir. 7. BİR ALKOLİĞİN ÖZELLİKLERİ
Şunu unutmamak gerekir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve sürekli ve
artan miktarlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi anlamına gelir.
Bir alkolik, tüm kötü sonuçlarına rağmen sürekli alkol içmeye devam eder ve bir
süre sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.
Alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta eşlerini
bile onların arasından seçebilir.
Alkolik bir insan, içmek için her zaman bir sebep bulur. Bu mutluluk,
mutsuzluk, gerginlik, üzüntü, neşesizlik olabilir. Ayrıca, içmek için her zaman
fırsat yaratırlar, maç, av, parti, doğum günü, düğün, sünnet vb.Alkolizmin
ilerledikçe, alkolik kişilerin sorunları da artmaktadır. Örneğin, yalnız içmeye
başlarlar, çevrelerinden saklayarak gizli içerler, şişeleri saklarlar. Bütün bu
davranışların sebebi alkolik olduklarını çevrelerinden saklama arzusu
duymalarıdır.
Gittikçe artan bir suçluluk duygusu geliştiririler, bu suçluluk duygusu, pişmanlıkla
birleşir ve bu duyguları bastırmak için daha çok içmeye başlarlar. Hatta sabah
kalkar kalmaz içmeye başlarlar.
Alkolizm bir kısır döngüye dönüşür. Suçluluğa ve alkolün yaptığı tahribata
bağlı olarak kişide anksiyete ve depresyon başlar ve bu yüzden kişi daha çok
alkol tüketir. Alkol tüketimi arttıkça depresyon derinleşir, kişi uyuyamamaya
ya da sızmaya başlar, geceleri uyanır, depresif bir duygu durumu içine girer,
kendisini sürekli huzursuz ve sıkıntılı hisseder, panik nöbetleri geçirir,
göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes almada zorluk çeker. 8. ALKOLÜN GERÇEKLERİ
8.1 Alkolün Vücuda Etkileri
Alkol alındıktan sonra hızla ince bağırsaktan kana karışır. Kana karışan alkol
miktarına göre, beyinin çalışmasını yavaşlatır. İçki içen kişinin kanına
karışan alkol miktarı,
• Belirli bir zamanda ne kadar içtiğine,
• Vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına,
• Midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir.
Alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini
azaltmaz. Bazen meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir
ve böylece etkisi daha kısa sürer.Normal bir yetişkinin metabolizması saatte
8.5 gr. alkolü (bir biranın 3/2’si) sindirip vücuttan atabilir. Ancak, bu rakam
kişinin, fizik yapısına, cinsiyetine, böbreklerinin durumuna ve genetik
özelliklerine göre önemli değişiklik gösterir.
Etkileri
Alkolün ya da herhangi bir Uyuşturucunun Etkisi Aşağıdaki Faktörlere Bağlıdır:
• Bir seferde alınan miktar
• İçkinin içilme şekli
• İçkinin hangi şartlar altında içildiği (yer, kişinin psikolojik durumu,
duygusal durumu, yanında başkalarının olup olmaması, herhangi başka bir madde
alınıp alınılmadığı (uyuşturucu vb.)
Alkolün etkilerindeki en önemli faktör kana karışan miktardır. Aşağıdaki
tabloda alkolün kana karışma miktarları ve etkileri gösterilmiştir. Sol tarafta
1 desilitre kana karışan alkol miktarı mililitre cinsinden verilmiştir.Kısa bir
süre içinde aşırı alkol almak genellikle “akşamdan kalma” haliyle sonuçlanır.
Bu durum 8-12 saat sürebilir. Akşamdan kalma olmanın sebebi, alkol
zehirlenmesidir. Aşırı alkol alınması karşısında vücut zayıf düşer. Akşamdan
kalma kişiler için halk arasında önerilen pek çok şey vardır. Ama bunların hiç
biri bu durumu geçirmekte etkili değildir. Vücut zehirlenmiştir ve bunu düzeltmesi
vakit alacaktır.
Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerin birlikte alınması çok daha korkunç
sonuçlar doğurabilir. Kaza ölümlerin çoğu alkol ve uyuşturucuların birlikte
alınmasıyla ortaya çıkmaktadır. Alkol uyuşturucuların etkisini çoğaltır. Tedavi
için alınan ilaçlarla birlikte alkol kullanmak da çok tehlikeli olabilir.
Alkolün uzun süreli etkileri, aylarca veya yıllarca sürekli ve aşırı miktarda
alkol tüketimiyle ortaya çıkar. Kronik alkolizmin, fiziksel ve psikolojik
olumsuz etkileri çok fazladır, bunların çoğu da öldürücüdür.
Sürekli içki içen kişilerde çoğunlukla, kalp, böbrek, karaciğer hastalıkları
veya mide iltihabı, kanaması gibi rahatsızlıklar görülür.
Diğer ölümcül olmayan rahatsızlıklar ise, iştah kaybı, vitamin yetersizliği,
enfeksiyon, iktidarsızlık ve sindirim bozukluğudur. Alkol tüketimi ne kadar
artarsa ölümcül hastalık riski de o kadar artar.
Alkoliklerde genç ölüm oranı hiç de azımsanmayacak kadar yüksektir.
Alkoliklerin ölüm sebepleri genellikle, kalp, böbrek, karaciğer hastalıkları,
zatürree, kanser, alkol zehirlenmesi, kaza, cinayet ve intihardır. Unutmayın
asla, güvenli içki miktarı yoktur.
8.1.1 Dayanıklılık ve Bağımlılık
Sürekli içki içen kişiler bir süre sonra, alkolün kötü etkilerine karşı daha
dayanaklı bir hale gelirler. Bu etkiler başlamadan önce daha fazla alkol
alabilmeye başlarlar. Gittikçe artan miktarlarda alkol tüketimi bazı
alkoliklerde görünürde sarhoşluk yapmaz. Bu kişiler, hayatlarına, çalışmaya
devam ederler, fiziksel durumlarında, çok ciddi hasarlar oluşmadıkça, dışarıdan
fark edilen bir değişiklik olmaz. Çoğunlukla bu kişiler bir başka sebepten
hastaneye kaldırılırlar ve orada alkolün vücutlarında yaptığı tahribat ortaya
çıkar.
Alkole psikolojik bağımlılık, içkinin sürekli içilmesiyle oluşur. Ayrıca, bazı
şartlarda mutlaka içen insanlarda da oluşabilir. Bunlar bazı sosyal etkinlikler
olabilir. Bu şekildeki bağımlılık daha çok alkolün psikolojik etkileriyle
ilintilidir. Psikolojik olarak alkole bağımlı kişiler içki içmedikleri zaman,
endişeli ve panik içinde olurlar.
Fiziksel bağımlılık aşırı içenlerde oluşur. Vücutları, alkolün varlığına
alıştığı için, içmeyi durdurdukları anda fiziksel rahatsızlık duymaya
başlarlar. Bu rahatsızlıklar, gerginlik, uyku hali, terleme, titreme, çarpıntı,
iştahsızlık, aşırı durumlarda halüsinasyon olabilir.
9.
NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?
9.1 Bağımlılık: “Bir hastalıktır, utanç değil”
“Bağımlılık”, kelime anlamıyla bir alışkanlığa psikolojik olarak önüne geçilmez
bir biçimde ihtiyaç duymak demektir. Bir başka deyişle, bağımlılık fiziksel bir
hastalıktır, kesinlikle utanılacak bir şey değildir, bir sağlık problemidir,
ahlak değil. Bir kişi isteyerek alkolik ya da uyuşturucu bağımlısı olmaz, onun
hastalığı iradesinin önüne geçer. Bağımlı kişi, günahkar değildir, o sadece
tıbbi müdahaleye ihtiyacı olan bir hastadır.
Tedavi edilmezse, bağımlının hastalığı ilerleyecektir. En sonunda da, hastalığı
kalıcı fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açacaktır ya da hastalık erken bir
ölümle sonuçlanacaktır. Bağımlılık, çevresinde iyi tanınan ve sevilen insanları
mahveder. Tüm ailesini etkiler, yakınları, sevdikleri incinir. İş hayatı
duraklar, en sonunda kişi çalışamaz hale gelir.
Bağımlılığın ilacı yoktur. Ancak, hastalık tedavi edilebilir, ilerlemesi
durdurulup, hasta iyileştirilebilir. Uzman denetiminde gerekli tedavi
yapıldığında, bağımlı kişi sağlığına kavuşabilir.
9.1.1 Tedaviye İhtiyacı Olan Bir Alkoliğe Yardım
Alkolikleri tedaviye ikna etmek çok kolay bir iş değildir. Onlar yardıma
ihtiyaç duyduklarını belli ettiklerinde, çoğunlukla artık kendileri için
yapabilecekleri hiçbir şey kalmamıştır ve sizin kendileri için en iyisini
düşüneceğinize karar vermişler demektir. Ancak, bu döneme gelindiğinde,
bedensel ve zihinsel olarak, hasta çok zarar görmüş olabilir. Alkolik bir
yakınınız varsa ve onu hâlâ sevip, hâlâ sağlığını düşünüyorsanız, onun şişenin
dibinde yaşamasını engellemeli ve mutlaka tedaviye ikna etmelisiniz. Ona
profesyonel bir yardım sunabilmek için gerekli planı yapmak zorundasınız.
Bu anlamda alkolik yakınınıza yardım etmenin en ümit vadeden metodu
“müdahale”dir. Bu metot sizin, kendisi istemese de, ona yardım etmenizi
sağlayacaktır.
9.1.2 Müdahale Nedir?
Müdahale, alkolik kişiyi, hastalığını tedavi ettirtmek üzere harekete geçirici
bir grup metodudur. Bu yöntemde hasta, bağımlılığıyla yüzleştirilir. Bağımlı
kişi, aile üyeleri, arkadaşları, doktoru, işvereni, iş arkadaşları ya da onun
bağımlığının kötü etkilerini gözlemlemiş ya da hissetmiş başka yakınları ile
karşılaştırılır. Böylece, kişi bağımlılığıyla yüzleşir ve onun kendisine ve
çevresine verdiği zararı görür. Müdahaleden sonra büyük ölçüde hasta
profesyonel yardım ihtiyacı duyar.
Müdahalenin temel mantığı, hasta hangi derecede bağımlı olursa olsun ona
anlayacağı dilde bu durumun anlatılması ve onun tedaviye ikna edilmesidir.
Sevdiği ve saygı duyduğu insanların ona bunu anlatması mutlaka etkili
olacaktır.
Hastanın, bağımlılığını reddetmesini kırmak için en az iki kişiden oluşan bir
grup lazımdır. Bu grupta hasta üstünde en etkili olan kişi genellikle onun en
saygı duyduğu kişidir.
Müdahale toplantısının yapılmasından önce, profesyonel bir danışmandan yardım
ve fikir almak gereklidir. Eğitimli ve profesyonel bir danışman hastaya nasıl
davranılması gerektiğini anlatacaktır.
9.1.3 Yapılması Gerekenler:
• Bağımlı kişiye gerçek ilgi ve sevgi gösterin
• Bağımlı kişiye alkol probleminin, hastalığından kaynaklandığını anlatın.
• Nefret, düşmanlık, kötü söz söyleme, lanetleme, ahlak dersi vermek gibi
yaklaşımlardan uzak durun, onu sevdiğinizi ve ona yardım etmeye çalıştığınızı
unutmayın.
• Hastalığını tedavi etmek için kullanılabilecek metotlardan bahsedin.
• Bağımlı kişinin davranışlarının sonuçlarını görmesine yardımcı olun.
• Hastaya bazı önerilerde bulunun:
Örneğin: Yardım al ve aileni, işini, tüm hayatını eski haline sok ya da hiçbir
şey yapmayarak işini, aileni, her şeyini kaybet.
• Bağımlı kişinin yardım kabul etmesine hazırlıklı olun. Tedavi merkeziyle
önceden görüşün, gerekli ayarlamaları yapın. Böylece harekete geçmesini
engelleyecek bahaneleri ortadan kaldırmış olurusunuz.
• Bağımlı kişinin yardımı reddetmesine hazırlıklı olun. Hastalığıyla yüzleşmesi
hemen olmayabilir.
• Sürekli hastalığının tedavisi olduğunu, iyileşeceğini söyleyin.
9.1.4 Yapılamaması Gerekenler:
• Kendi kırgınlıklarını büyütmeyin. Ne kadar acı çektiğinizi ona anlatabilirsiniz
ama, esas olarak hastanın alkol alışkanlığına odaklanın.
• Hastanın neden bu kadar çok ve sık içtiğini tartışmak ya da alkolizminin
kökenini aramak boş bir çaba olacaktır. Ona alkolizmin hayatının en büyük
problemi olduğunu göstermek yeterlidir.
• Hasta boş yere söz verse de kabul edin. Tüm sözleri tedaviyi kabul
ettiklerinin işaretidir.
• İkna etmenin anahtarı, gerçekleri göstermektir, yargılamak değil.
Mutlaka Bir Danışmandan Yardım Alın
Buradaki öneriler, size sadece bir fikir vermekten öteye gitmez. Bunu sakın
unutmayın. Eğer alkolik bir yakınınız varsa mutlaka bir uzmanla görüşün. Onun
fikirlerini alın ve hastaya müdahale etmekte ortak çalışın. Bazen, uzman
yardımı almak, zor gelebilir ancak unutmayın, ne kadar geç kalırsanız, hastalık
o kadar ilerleyecektir.
SONUÇ: Sonuç olarak insan saglıgımızı düşünmeli ve buna göre haraket
etmeliyiz.Sadece bugunu degil yarınlarımızıda düşünmeliyiz.Saglıklı bir yasam
için savaşmalıyız.
Tarih: 06.09.2009 Saat: 14:34:50
Yorumlar
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.. İlk yorum yapan siz olun..